Jules Verne – 80 Günde Devr-i Alem (Tanıtım) «
twitter
rss

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites
7 Oca

İngiltere’nin Londra kentinde çok zengin ve son derece yakışıklı bir adam yaşıyordu. Bu adamın adı Phileas Fogg’dur. bayFogg, çok dakik, soğukkanlı ve titiz biriydi. Evli değildi ve çocukları yoktu. Koca evinde sadece kendisi ve uşağı yaşıyordu. Bu kadar büyük bir servete nasıl sahip olduğu bilinmiyordu. Sadece yaşadığı biliniyordu. Bir gün, ona yıllardır hizmet eden uşağını sırf tıraş suyunu 84 derece yerine 86 derecede yaptığı için kovdu. 2 Ekim 1872’nin Çarşamba sabahı saat 11.30’u gösterirken kapıdan otuz yaşlarında Fransız bir genç girdi. Adamın adı Jean Paspartu idi. Bay Fogg, Paspartu adının anlamını sorunca, Papartu:

“Çok çeşitli işlerde çalıştım. İp cambazlığı, jimnastik öğretmenliği, sokak şarkıcılığı ve soylu ailelerin yanlarında hizmetkârlık  yaptım. Bir sürü işe girip çıktığım ve hepsinde başarılı olduğum için ‘maymuncuk’ anlamına gelen bu ismi taktılar.”

Bay Fogg:”Pekala, bundan sonra benim hizmetkârımsın.”

Ve birkaç dakika sonra Bay Fogg evden ayrıldı. Paspartu de yapacağı işleri ezberlemeye koyuldu. Phileas Fogg, çok büyük ve gösterişli bir kulüp olan yenilikler kulübüne geldi. Yemeğini yedi ve gazetesini okumaya koyuldu.

O sırada Bay Fogg’un bazı arkadaşları, üç gün önce yani 29 Eylül’de gerçekleşen, İngiltere Banasından çalınan 55 bin sterlin ve hırsız hakkında konuşuyorlardı. Konu dünya turuna gelmişti. Konuyla ilgili olarak Bay Ralen:

“Dünyayı dolaşmak için üç ay yeter.” dedi.

Yüzünü gazetesinden kaldıran Bay Fogg ise,

“Seksen gün yeterli hatta yeter de artar bile.” dedi.

Mühendis Adrew Stvart:

“Öyleyse, siz yapın da görelim.” dedi.

Bay Fogg:

“Pekala, ben bu seyahate çıkacağım, hem de şimd. Borring Kardeşler’deki 20 bin sterlin değerindeki çek ise; 21 Aralık akşamı saat sekizi kırk beş geçe buraya gelmezsem tüm para sizindir.”

 

Ve Bay Fogg kulüpten ayrıldı.

Bay Fogg uşağı Paspartu ile saat sekizi kırk beş geçe gelen trene bindi.

Bu seyahatten sonra Bay Fogg’un böyle büyük bir iddiaya girmesi herkeste şok etkisi yarattı. Herkes birbiriyle bahse girmeye başladı. Çoğu kişi Bay Fogg’un bu iddiayı kaybedeceğini düşünüyordu.

Bir gün, Londra Polis Müdürlüğü’ne herkesi şaşkına çeviren bir yazı geldi. Telgrafta şunlar yazılıydı:

“Süveyş’ten Londra’ya

Emniyet Müdürü Rowan, Scotland Banka soyguncusu Phileas Fogg’un peşindeyim. Onu tutuklayabilmem için gerekli olan emrin Bombay’a gönderilmesini rica ederim.

Dedektif Fix.”

 

Tüm İngiltere, bu telgraftan sonra hırsızın Bay Fogg olduğunu düşündü. 55 bin sterlini aldı ve kaçtı diye düşünenle bile vardı. Dedektif Fix ise Bay Fogg’u yakalamak için yola çıktı.

 

Tüm bunlar olurken Bay Fogg yapacağı seyahatin listesine bakıyordu.

Süveyş’e gemi ve trenle 7 gün

Süveyş’ten Bombay’a gemiyle 12 gün

Bombay’dan Kalküta’ya trenle 3 gün

Kalküta’dan Hong Kong’a gemiyle 13 gün

Hong Kong’dan Yokohama’ya gemiyle 6 gün

Yokohama’dan San Francisco’ya gemiyle 22 gün

San Francisco’dan New York’a trenle 7 gün

New York’tan Londra’ya gemi ve tenle 10 gün

 

Bay Fogg, yolculuk sırasında tam olması gereken yerde olduğunu anlayınca rahatladı. Yaklaşık iki hafta sonra Bombay’dan Kalküta’ya gideceklerdi. O sırada, 50’li yaşlarda Sir Francis Cremarty adında bir generalle tanıştılar. Bay Fogg ve general sohbet ederken tren aniden durdu. Ve makinist, yolcuların inmesi gerektiğini söyledi; çünkü tren yolu bulundukları yere kadar hizmet verebiliyordu.

 

Bay Fogg’un grubu trenden indikten sonra çok yüksek bir fiyata bir fil aldılar. Ve kendilerine bir rehber bulduktan sonra bu zorlu yolculuğa devam ettiler. Dinlenmek için durdukları sırada bir kafile gördüler. Bu kafilede gençler, yaşlılar, çocuklar bulunuyordu. Ve bir tabut ile yanında bulunan bir kadın vardı. Neler olduğunu öğrendikten sonra ölenin bir prens olduğunu ve kadının kocası olduğunu öğrendiler. Ayrıca kadın, maalesef yakılacaktı. Bay Fogg ve arkadaşları genç prensesi kurtarmaya karar verdiler. Sabaha karşı Paspartu’nun akıllılığı ve çevikliği sayesinde prensesi kurtardılar.

 

Grup, genç kadının başına gelebileceklerden endişelenip, prensesin onlarla birlikte gelmesini teklif etti. Prenses de tekliflerini kabul etmek zorunda kaldı. Fili de yardımları karşılığında rehbere teslim ettiler.

 

Trenden indikten sonra Hindistan’dan ayrılmak üzere Hong Kong’a giderek gemiye gitmek için yola koyuldular. Zira Prenses Aoudo, Hindistan tarafında olduğu sürece tehlike devam edecekti. Bay Fogg, istasyondan ayrılırken yanlarına bir polis memuru geldi ve; onları karakola götürmesi gerektiğini söyledi.

 

Karakola gittiklerinde suçlarını öğrendiler. Paspartu, Bomboy’da iken bir tapınağa izinsiz girmişti. Tapınağa izinsiz girdiği ve zarara uğrattığı için 15 gün hapis ve 300 sterlin hapis cezasına çarptırıldı. Bay Fogg’un olayla ilgisi olup olmadığını bilmediğinden ona 8 gün hapis ve 150 sterlin para cezası vermişti. Ama Bay Fogg, hakime kefalet vererek kurtulmak istediğini söyleyince 1000’er sterlin ödeyerek serbest kaldılar. Fakat, olayda Bay Fix’in parmağının olduğunu Paspartu bilmiyordu.

 

Hong Kong’dan Yokohama’ya gidecekleri sırada Bay Fogg, Paspartu’dan birkaç parça eşya almasını istedi. Paspartu, eşyaları aldıktan sonra Bay Fix ile karşılaştı. Beraber birkaç kadeh içki içmeye karar verdiler. Dedektif Fix, bu sohbet sırasında, Bay Fogg’un hırsız olduğunu, kendisininse bir dedektif olduğunu söyledi. Eğer Bay Fogg’u Hong Kong’da yakalarsa kendisine 2000 sterlin vereceğini söyledi. Ama paspartu, kabul etmedi ve sinirden içki içip sarhoş oldu. Geminin hareket saatinin erkene alındığını fark etmedi ve eşyaları Bay Foog’a götüremedi.

 

Olaydan habersiz, rıhtıma gittiklerinde gemini dün gece kalktığını öğrendiler. Bay Fogg, onu Yokohama’ya götürecek bir gemi aradı ama bulamadı.

 

Bu sırada yanlarına bir adam yaklaştı ve:

“Bir gemiye mi ihtiyacınız var, efendim?” diye sordu.

“Evet, var.” dedi.

Gemici Bay Fogg’un Yokohama’ya gideceğini öğrenince:

“Sizi oraya götüremem ama bir iyilik yapabilirim. Sizi Şanghay’a götürürüm.” dedi.

Bay Fogg mecburen kabul etti.

 

Ancak, Paspartu ortalıkta yoktu. Tekne ise dalgaların üstünde yol almaya başlamıştı. Paspartu ise olaydan habersiz rıhtıma geldi. Başka bir seferle hareket eden Paspartu deliye dönmüştü. Artık tek başınaydı. Gemiden indiğinde hayatını kazanmak üzere iş aramaya koyuldu. Bir sirkte palyaço olarak çalışmaya başladı.

 

Aynı zamanda Bay Fogg, tesadüfen, Paspartu’nun çalıştığı sirke geldi. Paspartu gösterisini yaptıktan sonra herkes şapkanın içine para atıyordu. Bay Fogg da para atacağı sırada Paspartu’yu gördü. Onu alıp hemen mekândan uzaklaştı. Trene binerek 22 gün sürecek San Francisco yolculuğuna çıktılar. Bay Fix de trendeydi. Hep beraber Amerika’ya gidiyorlardı. Bir ara poker oynamaya başladılar. Oyunda Albay Prector adında biri daha vardı. Oyun oynarken Bay Fogg ile Albay Prector kavga etmeye başladılar. Ve albay, Bay Fogg’u düelloya çağırdı. Bay Fogg da bunu kabul etti. Düello başlayacağı sırada arka vagonlardan sesler gelmeye başladı. Ve korkunç bağrışmalar duyuldu. Kızılderililerin saldırısına uğradıklarını anladılar. Kızılderililer, trenin durmasını beklemeden vagonların üstüne atlayarak saldırıya geçtiler. İlk önce makinistle ateşçinin başlarına vurarak onları bayılttılar. Bu arada reisleri treni durdurmak istemiş ama aletleri tanımadığı için yanlış kolu çekerek treni son sürat hızlandırmıştı. Prenses Aouda bile etrafta ne varsa Kızılderililerin üzerine fırlatıyordu.

 

Paspartu, çığlıklar ve silah sesleri devam ederken Kızılderililere görünmeden dışarı çıktı ve vagonun altındaki zinciri çözerek, lokomotif son hızla yola devam ederken diğerlerinin geride kalmasını sağladı. Sonunda istasyona vardıklarında tren tamamen durdu. Silah seslerini duyan askerler hemen yolcuların yardımına yetiştiler. Kızılderililer kaçmaya başlamışlardı. Yolcular sayıldığında Paspartu da dahil olmak üzere üç yolcu kayıptı. Bunu dışında birçok yaralı vardı. Bay Fogg ise yüzbaşıdan Paspartu ve yanındakileri bulmasını istedi. Yüzbaşı kabul etmedi çünkü üç kişi için elli kişinin canını tehlikeye atamazdı. Phileos Fogg, ne olursa olsun uşağını kurtaracaktı. Yüzbaşı ise onun tek başına gitmesine izin vermeyerek en iyi otuz askerini onunla birlikte gönderdi. Dedektif Fix ise Prenses Aoudo ile kalmak zorunda kaldı. Bay Fogg, Paspartu’yu ararken makinist ve ateşçi uyandı. Ve hareket etmek zorundaydılar. Maalesef tren hareket etti. Bu olaydan yarım saat sonra Bay Fogg önde, üç kayıp ve askerler arkada istasyona vardılar. Paspartu’yu bulmuşlardı ama Bay Fogg’un 20 saat kaybı vardı. Hemen yol almaları gerekiyordu.

 

Önce Şikago’ya trenle gittiler. 10 Aralık 1872 akşamı Şikago’ya vardılar. Orada da şansları onları takip etti. Hiç vakit kaybetmeden bir trenden diğerine aktarma yaptılar. Tren erkesi gece saat on biri çeyrek geçe New York istasyonunda durdu. Ne yazık ki Liverpool’a gidecek olan g Chino adlı gemi kırk beş dakika önce hareket etmişti. Phileas Fogg’un bütün umutları suya düştü.

 

Bay Fogg, ertesi sabah erkenden rıhtıma gidecek kayığa atlayıp Henrietto adlı gemiye gitti. Bay Fogg güverteye çıkarak geminin kaptanı ile konuşmak istedi. Çok uzun ve çok zor geçen pazarlıktan sonra geminin kaptanını Bordeaux’a gitmeye ikna etti. Kaptan Bordeaux’a gidiyordu ama asla gemisinde yolcu taşımazdı. Bay Fogg, sekiz bin dolar karşılığında kaptanı sadece yolcu taşımaya ikna etmişti. Çünkü kaptan yolunu değiştirmeden para alacaktı.

 

Bay Fogg güverteden indi ve arkadaşlarını alıp gemiye bindi. 13 Aralık sabahı Bay Fogg, geminin kaptanını aynı zamanda sahibini kamarasına hapsetti. Çünkü kaptan Adrew  Speddy gemiyi Bordeaux’a götürecekti ancak Bay Fogg’un amacı Liverpool’a götürmekti. Bay Fogg, gemiyi kurtarmak için Bordeaux’a gitmeyi kabul etti. Ama mürettebatta bulunan herkese para vererek kaptanı hapsetmişti.

 

16 Aralık sabahı tayfa, Bay Fogg’un yanına gelerek kömürlerin biteceğini söyledi. Bay Fogg, bu duruma da çare buldu. Kaptanı yanına çağırtıp gemiyi satmasını söyledi. Fakat kaptan bunu kabul etmeyince Bay fogg, gemiyi yakacağını söyledi. Bunu üzerine kaptan:

“Siz nasıl olur da benim beş bin dolarlık gemimi yakmaya kalkarsınız?” dedi.

Bay Fogg ise:

“Alın size altı bin dolar.” dedi.

Parayı gören kaptan, gemiyi satmaya karar verdi. O gün gemini ahşap olan tüm kısmı sökülüp yakıldı ve yakıt elde edildi.

 

Artık Phileos Fogg’un Londra’ya ulaşabilmesi için 24 saati kalmıştı.  Gemiden inme vakti geldi  ve kaptan ile vedalaşıp arkadaşlarını alıp gemiden indi.

 

21 Aralık günü öğlene doğru Liverpool’a ulaştılar. O sırada Londra’dan 6 saatlik uzaktaydılar. Daha rıhtıma henüz adım atmışlardı ki Dedektif Fix, elini Bay Fogg’un omzuna koyarak tutuklama emrini uzattı ve:

“Bay Fogg sizi kraliçe adına tutukluyorum.” dedi.

Bay Fogg tutuklanmıştı. Artık iddiayı kazanması çok zor bir ihtimaldi.

 

Saat ikiyi otuz üç geçe Dedektif Fix odaya girerek:

“Beyefendi, çok özür dilerim, müthiş bir benzerlik, çok kötü bir yanlışlık, ne olur beni affedin, hırsız üç gün önce yakalanmış. Siz serbestsiniz!..” dedi.

Phileos Fogg ise Dedektif Fix’e tüm gücüyle vurdu. Bay Fix bu yumruğu kesinlikle hak etmişti.

 

Bay Fogg, Prenses Aouda ve Paspartu, hızla karakoldan çıktılar. Önlerine çıkan ilk arabaya atlayarak Liverpool İstasyonu’na gittiler.  Ekspres tren ne yazık ki otuz beş dakika önce hareket etmişti. Bay Fogg hemen özel bir tren kiraladı.

 

Tam Londra İstasyonu’na vardıklarında saat dokuza on vardı.

 

Phileos Fogg iddiayı beş dakikayla kaybetti.

 

Ertesi akşam Bay Fogg ve Prenses Aouda evlenmeye karar verdiler. Ve Paspartu’yu yanlarına çağırarak gidip rahiple ile konuşmasını istediler. Paspartu gittiğinde inanılmaz bir gerçeği öğrendi. Bay Fogg seyahati aslında 79 günde tamamladı. Bu olayın sebebi ise şuydu:

 

Phileos Fogg, devamlı doğuya yol aldığı için kat ettiği her boylamla beraber her dakika da zaman kazandı. Yeryüzünde 360 boylam olduğu için tam dört dakika kazanmış oluyordu.

 

Bay Fogg, kulübe geldiğinde saat yirmiyi kırk dört geçiyordu. Yani iddiayı kaybetmesine üç saniye kala kulübe geldi.

 

Kırk sekiz saat sonra Bay Fogg ile Prenses Aoudo evlendiler.

Yazan: Sinem Taş/7.sınıf öğrencisi

 

1873 yılındaki ilk baskısının kapak resmi Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Seksen_G%C3%BCnde_Devr-i_%C3%82lem#mediaviewer/File:Verne_Tour_du_Monde.jpg

1873 yılındaki ilk baskısının kapak resmi
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Seksen_G%C3%BCnde_Devr-i_%C3%82lem#mediaviewer/File:Verne_Tour_du_Monde.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Jules Verne'in kitabının ilk baskısında yer alan haritada gezinin güzergâhı. Kaynak:http://tr.wikipedia.org/wiki/Seksen_G%C3%BCnde_Devr-i_%C3%82lem#mediaviewer/File:Around_the_World_in_Eighty_Days_-_map.jpg

Jules Verne’in kitabının ilk baskısında yer alan haritada gezinin güzergâhı.
Kaynak:http://tr.wikipedia.org/wiki/Seksen_G%C3%BCnde_Devr-i_%C3%82lem#mediaviewer/File:Around_the_World_in_Eighty_Days_-_map.jpg

Digg This
Reddit This
Stumble Now!
Buzz This
Vote on DZone
Share on Facebook
Bookmark this on Delicious
Kick It on DotNetKicks.com
Shout it
Share on LinkedIn
Bookmark this on Technorati
Post on Twitter
Google Buzz (aka. Google Reader)


Yorum yaz:


6 + iki =